things getting worse before getting better...

4 Ekim 2008 Cumartesi

Yine yol göründü...

Önce herkesin geçmiş Ramazan Bayramını kutlarım.Benimkisi pek bayram tadında olmadı işin açıkcası,öğrencilik yıllarımda sınavlarım dolayısıyla gelemeyip bayramda ailemle beraber olamamanın üzüntüsünü yaşardım.
Bu bayram ailemle beraberdim ama pek bayram tadı yoktu evde :(.
Neşesi kalmadı diyorlar bayramların ,katılıyorum,''ben çocukken bayramlar ...'' diyebileceğim yaşalara geldiğimi fark ediyorum,üzüntüm daha da artıyor.Ailemin üstündeki sıkıntılar geçmiyor üstüne üstlük yenileri ekleniyor,hastalıklar,boşanmalar,herkes gibi ekonomik sıkıntılar...
Ve ben çok sevdiğim blogumu ihmal ediyorum.Son 4 aydır taşınıyorum,elimde bavulum kimi zaman küçük ve tek,kimi zaman kocaman ,göçebe misali.
Şimdi ben bir nevi göç mevsimindeyim,yepyeni bir hayatın yollarına düşüyorum.Bundan böyle Yozgatlıyım.
Isınma amaçlı yaptığım bir haftalık denemem güzel geçmişti ,umarım devamı da böyle olur diye dualar ediyorum içimden.
Sağlık Ocağının bahçesinde Lojmanım var ve orada kalacağım,güzel bir bahçemiz hatta bahçemizde taraçamız ve minik bir havuzumuz bile var (bir de bitmek bilmeyen kışımız);oturmaya ancak bir ay sonra başlayabileceğim yeni konutumda.Bir süre daha yerleşik düzenim olamayacak,ilçedeki doktor sıkıntısı nedeniyle ilçede görev yapacak olmam dolayısıyla.Bu duruma itirazım yok;çünkü köydeki gibi yalnız olmayacağım,yaşıtım doktorlar var çalışacağım sağlık ocağında.Bu durumun tek kötü tarafı otel odalarında kalacak olmam,olsun varsın artık :))
Ben inanın vefasız değilim ,söz verdiğim bir yazıyı yazamanın sıkıntısı var yüreğimin bir köşesinde.Tüm bu koşuşturma içinde bilgisayarım çöktü,ben daha İtalyadaki son 25 günümün fotoğraflarımı bir dvdye aktaramadan.Ne olursa olsun ben anlatacağım Floransanın tutuncu,sarı semalarını Michelangelo tepelerinden seyretmenin tadını,meydandaki Davud heykelinin aslından biraz daha küçük olduğunu bilerek heykellerin arasından sokak gösterilerini,binlerce farklı insanı izlemeyi ya da Piazza De Campo'da oturup sevdiklerine kart yazmanın ve Sienna sokaklarında yağmura yakalandığımı,Pisa'ya kadar gidip zaten eğri olduğun Kuleyi yakından görüp 'ya gerçekten eğriymiş'' dediğimi,Roma'da tam 17 kilise gezip ,metro çalışmalarının bir şehri nasıl kötü gösterebildiğini defalarca düşündüğümü,İspanyol Merdivenleri'nde Heidi Klum ve Seal 'in çocuklarıyla verdikleri basit aile toplusuna ve sessiz sedasız yanımdan geçip gidişlerini,Vatikan Müzesi'nin Rafael Odalarındaki resimlerim ayrıntılarına dalıp kim kimdir diye baktığımı ya da Sistin Şapel'i önünde ve öğlen güneşi altında saatlerce beklemeye değip değmediğini anlatan uzunca bir yazı kafamda yazılı sadece satırlara dökülmek için bekliyor.Kim bilir belki de siz, ben kaleme almadan gider ve keşfedersiniz İtalya'yı.

Benim gidip valizlerimi kapatmam gerek,2 saat sonra yollara düşüceğim.Ah ne özlüyorum üniversitedeki son günlerimi.Halbuki daha yola çıkalı ne oldu,değil mi?

p.s:en kısa zamanda yeniden ,yeni yazılarla...

Hiç yorum yok: