things getting worse before getting better...

5 Mayıs 2009 Salı

Let's love there!

Neden dedi kız defalarca kendine?Neden, nasıl olur da beni beğenir biri?Niçin? diye düşündü durdu gecelerce dönüp durduğu gözüne bir dirhem uykunun girmediği gecelerce.Yemek yiyemez oldu,bulanıyordu midesi yani o karnında pır pır eden şeyin mide bulantısı olduğunu düşünüyordu.Yeni biri girmişti haftalar önce hayatına,onu sevdiğini söylüyordu hatta bu ilişkinin resmiyete dökülmesini istiyordu.Ama kız şaşkındı,kozasından yeni çıkmış kelebek misali narindi,incinmekten korkuyordu.Biri onu beğendiğini söylüyordu yıllar sonra gözlerinin içine bakarak.İnanmak istiyordu ,buna ihtiyacı vardı,birinin artık elini tutmasını,onun hayatını paylaşmasını istiyordu.Kaç gece bunun için dua etmişti yaşlı gözlerle.Sonunda dileği kabul olmuş olabilir miydi yoksa bu da az sonra uyandırılacağı rüya mıydı?En iyisi bağlanmadan,kandırılmadan kaçıp gitmek dedi defalarca,ama bir şey tutuyordu ki tutmalıydı.Yaşayıp öğrenmeli miydi yoksa kendine olan güvensizliğinin esiri olup bilmemenin cehaletinde acı çekmeden yaşamalı mıydı?Bu ikilemde kime danışsa teselli etmiyor,söylenenler içine sinmiyordu.Kararsızdı ve kim bilir kaç gece daha böyle kararsızlığıyla boğuşacaktı.Biz sadece fikirlerimizi iletip mutluluk temennileriyle kimimizse kıskaçlıkla uzaktan bakacak ve kendi hayatlarımızın karmaşasına dalacaktık ,ta ki bir sonraki telefona kadar...
Kendine olan güvensizliğinden mi bu kadar ürkek bakıyorsun dünyanın dört başı mahmur güzelliğine?Ben milyonlarca hata yaptım,bir çok çılgınlık yaptım hatta çoğu zaman ben bunu nasıl yaptım dedim.Çok pişman oldum,binlerce kez keşke dedim olayın tazeliği üzerindeyken.Kimi hayatımı kökünden değiştirdi,benim yoluma yeniden yön verdi.Geriye bakıp ,elbette yakın zamandakilere değil, iyi ki dedim iyi de yapmışım dedim.

Azıcık cesaret lazım sana!Yaşayıp öğrenmelisin.Acı çekmediğimiz bir tek günümüz yok, hayatımızın bir parçası bunalımlarımız.Ama mutlu olmayı öğrenmek zor olmamalı.Çok gülünce başına kötü bir şey gelecek ,çok mutlu oldum şimdi kesin cezalandırılacağım ruh halinden sıyrılmalılenmelisin.Dilediğin gibi yaşamalı ve içindeki seni keşfetmelisin.Bu keşif zart diye bir günde olmuyor biliyorum ancak düşün sen kendini bile bunca yıldır tanıyamazken ona zaman ver tanımak için kısacası.Nereye kadar ıskalayabilirsin ki yaşamı ve mutluluk sen istersen senin olur.

Benim 26 yıllık yaşamımda öğrendiğim bir kaç şeyden biri, asla başkalarının kararları senin  kararın olmasın ama onların laflarını da çok da kulak arkası etme;ama istiyorsan dileğinin yap,kendine güven ve kendini beğen ancak kibirli olmaya kalkma ,daima mütevazi ol,ortak yolu bulmak için uğraş ama o da uğraşsın,dedim ya ortak yol,kendinden ödün verme ,Kim olduğunu daima hatırlamaya çalış,sana kim olduğunu unutturmalarına izin verme ve son olarak benim çok isteyip yapamadığım şey :Zamanı geldiğinde Vedalaş! 

P.s:Yazarın naçizane fikirleridir,kadim bir dostuna yazılmıştır.Dileyen üzerine alınabilir.

2 yorum:

Cioara Andrei dedi ki...

Foarte interesat subiectul postat de tine, m-am uitat pe blogul tau si imi place ce am vazu am sa mai revin cu siguranta.
O zi buna!

bir küçük doktor dedi ki...