things getting worse before getting better...

18 Nisan 2009 Cumartesi

oneday winner must be love

Çok içten söylüyorum ben eski kafalı romantiğin tekiyim,öyle mum ışığı değil bahsettiğim.Romantik derken ifade etmek istediğim,birinin vazgeçilmezi olmak istiyorum,istiyorum ki ne olursa olsun vazgeçmesin benden,ilişkimizden...Ama sanırım öyle bir şey yok artık ya da ben hiç öyle birine rastlamadım...Onlar benden vazgeçti ,ben vazgeçemedim onlardan;üstüne kendime ait ne kadar hayalim varsa ki çoğuna ulaşmak için gecemi gündüzüme katmış olduğum hayallerimden,bir anda hem de çok düşünmeksizin vazgeçtim.Sonra elimde avucuda bir şey olmadan yolun ortasından devam etmek zorunda kaldım.Her gidenle yeni bir hayat kurdum en baştan ama...
Sonuncusu hiçbirine benzemedi,onu unutamadım uzun süre başta,çok özledim,döner diye umut ettim,sonra onca aydan sonra karşılaştığımızda fark ettim ki o ne benim sevdiğim adamdı artık ne de eskiden her sıkıntımda yanımda olan sevgili abim...Biz birbirimizin herşeyini bilen ama bir o kadar yabancı iki insandık,yüzümüzde kırgın bir gülümseme,ne konuşacağını şaşırmış iki tip....İki YABANCI...
Şimdi kimbilir kaçıncı kez yeni baştan diyorum...Yeniden bir hevesle yola koyuluyorum ama bilmiyorum bir şey var, kırıyor umudumu.Bu zinciri kıramayacağımı düşünüyorum,sanki aynı noktanın etrafında irili ufaklı çemberler çiziyorum da hiç ilerleyemiyorum olduğum yerden.Umudumu yitiriyorum bazen,bu anlar sinirli,çemkirik biri yapıyor beni hayata vesevdiklerime karşı.Sonra kendime olan güvenim sarsılıyor bazı zamanlarda....Çıkış yokmuş gibi geliyor.Sanki depresyonun eşiğinde duruyorum , bu uçurumun kenarında bir ayağın zemine basarken birini boşluğa uzatmışsın gibi bir duygu,oradan atlayıp yok olmakla olmamak arasında karasız kalmak gibi bir şey.Elbette uzun süreli olmuyor bu saçmalama anları,çoğunlukla aklı başına hanım hanımcık bir kızım.Ama sonra aklıma zarar bir şeytan beliriyor içimde ve bana benzemeyen bir yaratık peydah olup  ,benim asla yapmayacağım davranışlar sergiliyor kimseler yokken ortalarda...Bilinçli bir deli miyim yoksa kişilik bölünmesi denen şey bu mu,korkulacak bir durum mu bu yoksa sizlere de arada buna benzer şeyler olur mu,onu da çözemiyorum,bu durum günlük hayatın ritüelinden çıkıp kendi başıma kaldığımda meydana geliyor elbette.Yani bir nevi gündüz bilim adamı gece kurt adam olmak gibi bir şey,tabi sadece dolunaylı gecelerde :D

1 yorum:

ıvır zıvır... dedi ki...

ilk okulda birini sevmişsek...sonra ortaokulda ve sonra lisede ... sonra ...sonra diye gidiyorsa.... şu bir gerçek ki hayattımıza birisi girdikçe ve aklımız biraz daha kemale erikçe ... ilişkilerimizi daha sonsuza kitlemeye çalışıyoruz... bu normal tabiki ...
Yani insan 25 yaşında sevdiği biri ile 10 yaşında sevdiği için aynı hisleri beslemiyor elbet...:)

ve yaşımıza bağlı olarak daha çok izler bırakıyorlar.... daha çok çekingen daha çok sorgulayan haline geliyoruz her seferinde...
bay- bayan ayrımında daha ilginç herşey ... ve bayanlar daha bir haklıdır genelde, bence ...

ne var ki küçük doktor, zar atmak gibi bişey bu ..hani hayat dair 4-4'lük bir zar atışı beklerken her atışta farklı bir sayı gelerek bizi yıksada(2-1,3-4,6-5) ...yinede her seferinde zarın 4-4 gelme olasılığı var, hemde aynı oranda ...:)
tek gerekli şey yıkılmadan denemek belki, çünkü hayat adil ve zarlarımızı elimizden asla almıyor....

herşeyin gönlünüzce olur inşallah
ve ''uzun süreli olmayan saçmalama anları'' daha da kısalır...
saygılarımla....